Make your own free website on Tripod.com

daisy.gif (2008 bytes)

kelime.jpg (12535 bytes)

  Kelimeler ve kavramlar bölümümüzde kelimelerin, anlamlarını hem de bilmediğimiz, belki bazılarının bildiği halde, böyle düşünmemiştik diyecekleri şekilde düzenlenmiş halini bulacaksınız.Kelimeler alfabetik sıraya göre dizilmiştir.

Şu an bu sayfa hazırlık aşamasındadır.Ancak hergün en az bir kelime eklenecektir!

Bazı aksaklıklar sebebiyle beş gündür   kelime ekleyemedim ama bugün telafiye çalışıcam:)

Kelimeler:

Abd                Fıkıh

Ayet               Farz

Belam                            Fasık

Besmele

Bidat

Cahiliye

Abd:Kulluk ve köle olmak  manalarına gelir. İtaat etmek, tevazu göstermek, daha açık bir ifadeyle insanın bir kimseye ona isyan etmeden, ondan yüz çevirmeksizin, itaati ve boyun eğmesidir. İbadet eden hükümlere razı olarak itaat eden:"Abd" kelimesi genellikle bu anlamda kullanılır.Zariat suresi 50. ayette Allah teala şöyle buyuruyor:"İnsanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler (ibadet etmeleri için) diye yarattım."Bütün peygamberler insanları Allah'a kulluk etmeğe davet etmiştir.İnsanın yaradılış gayesi sadece ve sadece Allah'a kulluk etmesi içindir."Andolsun ki, biz her kavme:'Allah'a ibadet edin, tağuta kulluk etmekten kaçının" diye (bildirmesi için) peygamber göndermişizdir.<<<<başa dön

Ayet:Lugat manası "açık alamet"tir.Allah (cc)'ın varlığına delalet eden herşeye   "ayet" denir. "Surelerin içinde; bir veya birkaç cümleden oluşan, öncesinde ve sonrasında munkati ( kesilmiş, sonlanmış) bir kelamdır."Kur'an-ı Kerim'deki bütün ayetler bizzat Resul-i Ekrem tarafından tertip olunmuştur. Ku'an-ı Kerim'den olduğu sabit olan  herhangi bir ayeti inkar eden kimsenin küfre gireceği konusunda ittifak vardır.Bu nedenle çok dikkat edilmelidir.<<<<başa dön

Bel'am:Bu isim arapça değildir, ibranice olması muhtemeldir. Önce Bel'am la ilgili ayeti kerimelere dikkat etmek gerekiyor."(Ey Muhammed!) Onlara, o kimsenin haberini de oku ki, biz kendisine ayetlerimizi vermiştik de o, bunlardan sıyrılıp çıkmış, derken şeytan onu arkasına takmış, nihayet azgınlardan olmuştu.Eğer dileseydik, onu bu ayetlerle yükseltirdik.Fakat o yere saplandı, hevasına uydu. Artık onun sıfatı o köpeğin hali gibidir ki, üstüne varsan dilini sarkıtıp solur, yahut kendi haline bıraksan yine dilini uzatıp solur.İşte ayetlerimizi yalan sayanlar güruhunun sıfatı budur.Artık sen (Ey Muhammed!) kıssayı onlara anlat.Belki iyice düşünürler."(Araf suresi 175-176. ayetler)Kitab-Mukaddes'te "Beor oğlu Belam'ın kıssası anlatılmaktadır. Hz. Musa'ya karşı "Allah (c.c.)'ın dini adına" savaşan bu tip üzerinde ne kadar durulsa azdır.Çünkü insanları Allah adını kullanarak aldatan, heva ve heveslerini tatmin için "Tevhid Akıdesini" tahrip eden "Bel'am"ın etkisi korkunçtur. İslam topraklarında kefirlerin istilasını hazırlayan güç Belam'dır.Allah'ın indirdiği hükümlere karşı ayaklanan ve İslam'a küfreden yönetimlerle (yani tağuti güçlerle) din adına uzlaşan ve müslümanları da Allah adını kullanarak aldatan, (Ku'an'daki ifadeyle:Köpek sıfatlı) kimselerin ortak ismi Bel'amdır.Bunlar çok dindar görünmekle beraber , tağuta itikad ve iman etme noktasında titizdirler.<<<<başadön

Besmele:Kur'an-ı Kerim'in ilk inen ayeti kerimesi" Yaratan Rabbinin adıyla (besmele çekerek) oku!"bu mealdedir.Bu emir sadece peygamberimize değildir, tüm mü'minler için geçerlidir.Müslümanlar Kur'anı okurken, abdest alırken, hayvan keserken,namaz kılarken ... besmele çekmeyi ihmal etmezler.

Kuran'da Firavn kıssası haber verilirken, sihirbazların "Kaalu bi'izzeti Fir'avne" (Fir'avn'ın izzeti için) diyerek asalarını yere bıraktıklarıbeyan edilir.*(şuara suresi 44. ayet .Geniş bilgi için İbni Kesir tefsirine bakınız)Bilindiği gibi Fir'avn kelimesi, "RA tanrısının oğlu" anlamına gelir. Fir'avn Mısır'ı RA tanrısı adına yönetirdi.Tabi bu bugünkü çağdaş ideolojilerde de farklı değil.Dikkat ederseniz, genel olarak tüm ülkelerde iktidar durumunda olan ideoloji,  aynı metotlarla ayakta tutulur.Her işe başlarken, o ideolojinin kurucusunun adını anmak zarurettir.Dolayısıyla Firavn'a bağlı sihirbazların kıssasında,bu hususun beyan edilmesi, sürekliliğinin belgesidir.

Rahman:Mü'min, kafir, herkese şamildir.Bütün yarattıklarına rızk ve nimet verendir.Rahim:Yalnız mü'minlere mahsustur."Dünya'da mü'min ve kafir ayırt etmeden herkesi rızıklandıran ve ahirette yalnız mü'minlere acıyan, Allah tealanın adıyla başlarım." Besmele Kurandan bir ayettir.Haram şeylerin ( domuz, içki,şarap vs.) yenilmesi içilmesi halinde, kasten besmele çeken kimsenin küfrüne fetva verilmiştir.<<<<başa dön

Bidat:Hulefa-i Raşidiyn (4 Halife) döneminden sonra İslam'a sokulmaya çalışılan itikadi ve siyasi doktirinler "Bid'at" hükmündedir.Bidat çıkarma arzusu;tam ve kamil olan İslam nizamında noksanlık veya fazlalık varmış vehmine( vehim: şüphe, kuruntu, yanlış düşünce) dayanır.  Bu vehim ise "Bugün dininizi kemale erdirdim Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak müslümanlığı (verip ondan) hoşnud oldum."Maide suresi 3. ayetinden şüpheyi beraberinde getirir.İslam'da olmıyan herhangi bir şeyi, İslam'a sokmaya çalışmak veya hükümlerinin bir kısmının çıkarılmasını arzu etmek, küfrü beraberinde getirir.Bu arada bazılarının aklına şöyle sorular gelebilir;"Başta uçak otomobil veya teknolojik aletler için Resul-i Ekrem zamanında bu aletler de yoktu bunlar da mı bidattır bunları da mı reddeceğiz?" Bu mantığın ne kadar sefil olduğu şuradan bellidir:ilim ve teknil Kur'an sünnet ve icma ile övülmüştür.İmam-ı Gazali:"Bidatı red ve ondan el çekmek, beğenilmiş bir sünnettir.Her bidat mezmum (zem edilmiş) ve delalettir.<<<<başa dön

Cahiliye:Lugatta;bilgisizlikmanasındadır, ilmin zıddıdır.Istılah olarak (İlmi olarak) "Allah'ın indirdiği hükümleri ve bilgileri kabul etmeyip (bunlar yerine) insanlar tarafından konulan hükümlere, düşüncelere ve sistemlere iman etmektir."Kur'an'da genellikle bu anlamda kullanılmöıştır:"Onlar hala cahiliye devrinin hükmünü mü arz ediyorlar?Şüphesiz salih bir kanaate sahip olanlar için, hükmü Allah'ü teala'dan güzel olan kim olabilir?"buyurulmuştur.Demek ki cahiliye, Allah'ın indirdiği hükümlerin uygulanmadığı her yerin tabii bir vasfıdır.<<<<başa dön

Farz:Yapılması din yönünden kesin şekilde gerekli olan herhangi bir görevdir.Farz, kat'i ve zanni diye ikiye ayrıldığı gibi, farzı ayın ve farzı kifaye olarak kısımlara ayrılır.

Farz-ı Kat'i:Kesin olarak şer'i bir delil ya Kuran'ın açık bir ayeti veya peygamberimizin sağlam bir hadisi ile yapılması emredilen ve istenen bir görevdir.Namaz ve zekat gibi....

Farz-ı Zanni:Müctehidlerce ( ictihat yapanlar. İslam alimlerinin şer'i çerçeveler içinde bir konuda fikir ortaya koymaları ictihattır) kesin sayılan delile yakın bir dereecede kuvvetli görülen ve böylece zanni bir delil ile sabit olan görevdir. Amel bakımından kesin farz hükmünde bulunur.Böyle bir farza delilinin zanni olmasından dolayı "Vacip"adı verilir.Abdest alırken başa mutlaka  mesh etmek kesin farzdır.Fakat başın dörtte biri kadarına mesh etmek farz-ı amelidir yani farz-ı zannidir.

Farz-ı Ayn:Yükümlü (mükellef) olan herkesin yapmak zorunda olduğu farzdır.Beşl vakitte kılınan namazlar gibi....

Farz-ı Kifaye:Yükümlülerden bazılarının yapması ile diğerlerinin yapmasının zorunluluğun un kalkması durumudur.Cenaze namazı gibi....

*Farzların yapılmasında büyük sevaplar vardır.Özürsüz olarak yapılmamaları da, Allah'ın azabını gerektirir.Farz-ı kifayeyi müslümanların bir kısmı yapmadığı takdirde, bundan haberi olan ve bunu yapmaya gücü yettiği halde yapmayan müslümanlar Allah katında sorumlu olup günah işlemiş bulunurlar.*<<<başa dön

Fasık:İnsanın nefsini hesaba çekmesi sanıldığı kadar kolay değildir. Çevrenin baskısı ,çeşitli şeylerin baskısı altında kalan akıl ve daima  kötülüğü emreden nefis; meşru (İslami) olmayan amelleri gündeme getirir. Bir İslam mütefekkiri :"Her günah; tıpkı şarap gibi insanları sarhoş etseydi, yeryüzünde ayık gezen hiç kimseyi göremezdin" diyerek önemli olan bu noktaya işaret etmiştir.Sıratı müstagıyme ( En doğru yola , islamın yoluna) riayet eden bir mü'min değişik sebeplerle gayri meşru amellerde bulunabilir. İşte bu noktada karşımıza fısk kavramı çıkıyor.Fısk Arapça bir kelimedir.Eskiden bitkiler ve hayvanlar için kullanılan bir sözcük imiş mesela yemişler için kabuğundan çıkmak anlamında fareler içinse; deliğinden çıkmak anlamında kullanılırmış.Fıskın ıstılah anlamı:"Allah'a itaat etmekten çıkıp Allah'a karşı isyan etme haline girmektir."(Fahridduni Razi tefsiri kebirinden) Fasık ise " Doğru yoldan çıkanmanasındadır. İçki içen, zina eden veya faiz yiyen namaz kılmayan gibi, büyük günahları işleyendir."(İbni Abidin) Bazı fıkıh alimlari de günahları küçük görmeyi ve günahları işlemekte ısrar etymeyi de fasıklık olarak görmüştür. Genel olarak fasıklığıun üç mertebesi vardır:1-Günahı çirkin kabul etmekle beraber yine de zaman zaman şeytanın vesvesesine veya nefsine uyup günah işlemektir.(İradesi zayıf olan insanlarda bu durum devam eder.)2-Günah olduğunu kabul ve ikrar ettiği halde, sık sık aynı haramları işlemektir.(İçki bağımlılarının veya kumar düşkünü insanlar böyledir.)3-Haram olduğunu inkar edip, ısrarla yapmaktır. İşte bu 3. hal insanı küfre götüren fısktır.1. ve 2. hallerde bulunan insanların günah işlemeyi bırakıp tevbe etmeleri esastır.3. durumda bulunan insanın ise tekrar iman etmesi ve islama teslim olması şarttır."her fasık kafir değildir ama her kafir fasıktır" bu sözü bu anlatılanların sonunda söylemek uygun olur.

Şimdi sonuç olarak şunları yazabiliriz:"fısk" İslami hududları kabul etmekle birlikte ;farzları terk veya haramları işleyen mükellefin içinew düştüğü felakettir.Kuranda fasıkların ayıplandığı ve azapla inzar edildiği malumdur."Ey iman edenler!.. Eğer bir fasık size bir haber getirirse, onu iyice tahkik edin araştırın.  ( Aksi takdirde) bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz."(Hucurat suresi 6. ayet)Hesap gününü düşünen her mükellef; şeri emirleri eda etmek ve nehiylerden şiddetle kaçınmak suretiyle, fısk hastalığından kurtulabilir.Fasıkların ve  müfsidlerin  çoğunluğu teşkil ettiği toplumlarda ; tağuti güçlerin ve "Hizbu'şşeytanların"hızla gelişmesi kaçınılmazdır.<<<başa dön

Fıkıh:Lugatta bilmek, anlamak veya ince anlayış sahibi olmak manalarına gelir. Kuranı Kerimde fıkıh kelimesi, ince ve derin anlayış olarak yeralmıştır."Nerede olursanız olun ölüm sizi bulur.Hatta sağlam yüksek kalelerde bulunsanız bile.Onlara (kafirlere) bir iyilik gelirse 'bu Allah katındandır.'derler.Şayet onlarea bir fenalık dokunursa 'Bu (senin yüzünden)dir.' derler. Deki: hepsi Allah katındandır.Böyle iken onlara, o kavme ne oluyor ki, (kendilerine) söylenen hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar."(nisa suresi 78. ayet)Bu ayette"la yefkune" ifadesi vardır bundan kasıt" ince anlayış ve keskin idrak"'ın münafıklarda ve kafirlerde olmayışıdır.Fıkıh kelimesi ıstılahta: "Şer'i hükümleri delilleriyle birlikte tafsili olarak bilmek" şeklinde tarif edilebilir. Fıkıh usulü:"Kişinin lehinde ve aleyhindeki haklarını öğrenmesinde takip edeceği bütün kaideler ve geröekleri konu alan bir ilim dalıdır." <<<başa dön

Hüküm:

 

 

Kaynaklar: Ömer Nasuhi Bilmen (Büyük İslam İlmihali),Kelimeler Kavramlar(Yusuf Kerimoğlu)inkılab yayınları, Büyük Türkçe Sözlük( D. Mehmet Doğan)

ANA SAYFA | TIP SAYFASI | FOTOĞRAF SAYFASI | BAŞÖRTÜSÜ SAYFASI | EDEBİYAT SAYFASI | TEVHİD SAYFASI|İNSAN HAKLARI

©Designed by ATA 2000