Make your own free website on Tripod.com

daisy.gif (2008 bytes)

 

YASAYABiLME iHTiMALi

Soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veysel Karani`de haşlama
yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(Ankara`da karbon monoksit sonbaharlar yaşanırdı o
zaman) özlemeye başladım herkesi. Ve bu hasret öyle
uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım
sonra ..
Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık ..
Ben doktor
oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu`na inat bir
Türkçe'yle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden
orak çekiç figürleri türetmeyi..

Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu
haber bültenleri
Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim ..
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik
dikenleri saymazsak ..)
Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu. Ve belli bir
saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber
bültenleri .. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim ..
Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım ..
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
sadece ..
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
sen yoktun .. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
seviyordum, suni teneffüs saatlerinde .. Okul servisi
seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine
götürüyordu. Ben, senin benimle Tunalı Hilmi
Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum ..
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
gevrekliğini .. Sonra otobüs oluyordum,
kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü ..
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş
ovasının yalancı maviliği... Otobüs oluyordum bir
süre.. Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
yanağım otobüs camının garantisinde.
Otobüs oluyordum. Bir ülkeden bir iç ülkeye ..
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...
Zap suyunun başına koyuyordum şarkılarımın listesinin..
Korkuyordum. Sonra iniyordum otobüsten.
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
En kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum babam
kokuyordum sonunda...
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan ..
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda.
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
bir yol üstü lokantasında...
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay
kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak
damında...
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...
Ben senin,
beni sevebilme ihtimalini sevdim!

 

ANA SAYFA | TIP SAYFASI | FOTOĞRAF SAYFASI | BAŞÖRTÜSÜ SAYFASI | EDEBİYAT SAYFASI | TEVHİD SAYFASI | İNSAN HAKLARI